13 Eylül 2013 Cuma




Evet. Bu seferki seri şu ana kadar okuduğum serilerden biraz daha farklı. Yazar değişik türleri harmanlamayı sevdiğini bir kere daha belli etmiş. Bu seferde karşımıza uzaylıları çıkarmış. Ama bu uzaylılar, aynı insanlar gibi görünen, yemek yiyen, okula giden ve görünüş açısından mükemmel olan  yaratıklar.
Baş karakterimiz Katy tam bir kitap tutkunu. Blogu var, kitapları tanıtmayı seviyor. Kendi halinde bir kız. Babasını kanserden kaybedince annesiyle birlikte bir kasabaya taşınırlar. Orada Daemon ve kız kardeşi Dee ile tanışır. Dee ile yakınlaşmalarına Daemon izin vermez. Katy ilk karşılaşmalarından  Daemon'a gıcık olur. Niye kendisini kız kardeşine layık görmediğini sorgular. Ona hakaretler savurur. Ama diğer yandan onun yakışıklı yüzü ve atletik vücudundan etkilenmekten geri kalmaz. Daemon, Katy'i kurtarmak için zamanı durdurur. Bunun üzerine her şeyi bizim kıza anlatmak zorunda kalır. Olaylar da böyle başlar. Uzaylılar bir insanın yanında sihir yaparsa, o insanın üzerinde bir iz bırakıyorlarmış. Bu iz bizimkilerin bulunmasını kolaylaştırıyormuş. Şimdi iz olsa ne olacak diyorsunuz... Bizimkiler Lux adlı bir gezegenden gelen ışığın yaratıkları. Bir de Arum adlı gezegenden gelen karanlığın yaratıkları var ki bunlar Lux ve insan oğlunun düşmanı olan kötü uzaylılar. Daemon kendi türündeki en güçlü uzaylılardan biri bu yüzden diğerlerini koruma görevini üzerine almış. İnsanlardan uzak duruyor. Bundaki en önemli etken diğer kardeşinin bir insana aşık olup kendini öldürmesi. Fakat Katy'nin bencil olmayan biri olması onu etkiliyor. Bu yüzden de onu korumaya alıyor. Bunu yaparken bir sürü öküzlük yapıp Katy'i çileden çıkartıyor. Kitabın sonuna kadar Daemon'un hislerinden emin olamıyoruz. Daha fazla spo vermeden konuyu kapatayım. Gerisini kendiniz okuyun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder